 Efsanevi Filistin lideri Yasser Arafat’ın yaşam öyküsünü anlatan ‘Yenilmez Arafat’ kitabı İmge Yayınları’ndan çıktı. Kitabı kaleme alan Amnon Kapeliouk, sadece Arafat’ı değil, Filistin’in bugüne kadar geçirdiği zorlu günleri de anlatıyor. İsrail ordusunun 2009 yılının başında Hamas’a yönelik 22 günlük saldırısı sonucunda ölü sayısının bin 400’ü geçtiği, yaralı sayısının ise 6 bin civarında olduğu açıklandığında, İsrail bunu ‘zafer’ olarak nitelendirdi. Ancak ne var ki, bu sonucu bütün yönleriyle acı içinde yaşayan Filistinliler adına davranan Hamas da ‘zafer’ kazandıklarını söylemekten geri kalmadı.
Bu çetrefil duruma göre Hamas ile İsrail’in zihniyetinin birbirileriyle örtüştüğü anlaşılıyor. Etyen Mahçupyan’ın yazdığı gibi “Filistin adına davranan Hamas, farklılıklara tahammül göstermeyen, kendi kimliğini tanımlarken düşman yaratan, kendi yaşamını ötekinin yaşamaması üzerinden kurgulayan bir anlayışa sahip”. Bunların dışında Ayşe Günaysu’nun belirttiği gibi Hamas, kadınları recmeden, eşcinselleri katleden, en az yedi Yahudiyi öldüren cennete gider yalanlarıyla, kişi hak ve özgürlükleri hiçe sayan bir siyasal kimliğe sahip. İsrail’in çocuk, kadın gözetmeden yaptığı vahşi saldırısına, gerek Arap dünyası gerekse Hamas’ı desteklediğini açık bir şekilde belirten Türkiye Başbakani Tayyip Erdoğan, bu saldırıyla İsrail’in insanlık suçu işlediğini, çocukların katledilmesine seyirci kalınmayacağını; öyle ki, Araptan daha fazla Arapçılık yaparak bu saldırının İslam-Yahudi çatışmasına döndüğünü belirterek açıkça ırkçılık yapar konumuna düştü. Başbakan’ın iç politikaya yönelik olarak yaptığı konuşmaları Belçika’da da sürdürmesiyle Hamas’ın sözcüsü gibi bir izlenim yaratarak, çok istenilen arabuluculuk iddiasını da boşa çıkartmış oldu. Başbakan Erdoğan’ın ateşli çıkışlarına güvenen İslamcı kesimler İsrail ile ilişkilerin kesilmesini dile getirdiklerinde de alınan yanıt ‘bekara karı boşamak kolaydır’ oldu. Bol keseden atılan nutukların ‘karı boşama’dan daha kolay olduğu anlaşılıyor böylece. Ancak sorgulanması gereken Filistin her saldırıya uğradığında sadece Türkiye’nin mi söyledikleri lafta kalıyor?
Gazze’nin yeniden imarı için iki milyar dolara ihtiyacı olduğu bilinmesine rağmen Arap Birliği’nin Kuveyt’te yapılan ekonomi zirvesinde, sadece vaat çıkması küçük bir örnek. Bu amaçla kurulması beklenen ortak fona ise katılımcı Arap ülkelerinin değinmemesi ilginçtir. Bırakın askeri ve diplomatik alanda yaptırımı, ekonomik alanda bile Filistin yine kaderiyle yapayalnız bırakıldı. Arap ülkelerinin düzenledikleri konferanslara katılan Arafat, buralarda kendisine verilen pek çok vaat duymuştu. Nitekim o günlerde verilen bu boş vaatlere Ebu Cihad, “sözlerden gümrük vergisi alınmamaktadır” diyecektir.
Bugünlerde okunması gereken bir kitap
Filistin halkının yaşadığı acıların Gazze saldırısıyla sınırlı olmadığını; en az İsrail kadar Arap devletleri tarafından da kıyıma uğradığını çok kişi bilmez. Hele hele cami çıkışı gırtlaklarını patlatırcasına İsrail’e lanet okuyanlar Arapların Filistine yaptığı düşmanlıkları bilseler nasıl bir tavır takınırlardı acaba? İşte tam da bugünlerde kesinlikle okunması gereken bir kitap raflarda yerini aldı. İmge Yayınları’ndan G. Demet Lüküslü’nün çevirisiyle çıkan ‘Yenilmez Arafat’ kitabı, Arafat’ın yaşam öyküsünü kaleme alan Amnon Kapeliouk sadece Arafat’ı değil, Filistin’in bugüne kadar geçirdiği zorlu günleri de yazarak tüm okurlara Filistin tarihini bütün yönleriyle sunmakta.
Arap dünyasının Filistin’e yapılan saldırılar karşılığında hiçbir askeri yaptırıma girmeyerek sadece hamaset düzeyinde sözler sarf ettiklerini Arafat’ın biyografisini yazan Amnon Kapeliouk’un kitabında ayrıntılarıyla yazılı. Filistin tarihini Arafat’ın yaşamı çevresinde bütün yönleriyle ele alarak yazılan bu kitap aynı zamanda Araplarla olan ilişkileri, düşmanlıkları da acı bir dille yansıtmaktadır.
‘Sedat Filistin halkını arkadan hançerledi’
1965 yılında Kral Hüseyin’in emriyle askerler Filistinli askeri şef Ahmed Musa’yı öldürürler. 1968 Kasım’ında Ürdün ordusu Amman’da iki mülteci kampına saldırır. Temmuz 1970 yılında yine Ürdün ordusu yüzlerce Filistinli gerillayı öldürür. Eylül 1970 yılında Kral Hüseyin’in ordusu tekrar Filistinlilere saldırır. Bir hafta içinde üç bin 500 gerilla öldürülür, 20 bin kişi esir alınır. 13 Temmuz 1971 yılında Ürdün ordusu Ajlun-Ceraş bölgesinde 3 bin gerillayı katleder. Bu olaylar üzerine Mısır başkanı Enver Sedat, Kral Hüseyin’i ‘Filistin direnişinin celladı’ olarak nitelendirir. Ama ne var ki aynı Enver Sedat 20 Kasım 1977 yılında Mısır Başkanı olarak İsrail ile barış anlaşması yaparak Filistin’e ihanet eder.
17 Eylül 1978’de Mısır, İsrail ve ABD arasında Camp David anlaşmasının imzalanması üzerine Arafat, “Enver Sedat Filistin halkını arkadan hançerledi” diyecektir. Suriye ise Filistinlilere karşı İsrail ile işbirliği yapmaktan kaçınmayacaktır. 30 Mayıs 1976 yılında dört hafta boyunca Suriye Falanjistlerle işbirliği yaparak Filistinlilerle savaşır. 11 Ağustos’ta Falanjistler gerilla kampına girerek Filistin tarihinin en korkunç katliamlarından birine girişirler. 2 binden fazla gerilla öldürülür. Suriye ile Hristiyanların saldırıları FKÖ’ye ağır kayıplar verdirerek devam eder. 10 Ekim 1959’da Kuveyt’te bir apartman dairesinde çeşitli Arap ülkelerinden gelen Filistinli delegelerin katılımıyla silahlı mücadeleden yana olan Arafat’ın öncülüğünde El Fetih’in kurulmasından bu yana Filistin halkı haklı davalarında başarıya ulaşmak için sadece ülkelerini işgal eden İsrail ile değil, kendilerine komşu olan Arap devletleriyle de savaşmak zorunda kalırlar.
Yazar Amnon Kapeliouk, Arafat’ın biyografisinde bütün bu tarihsel sürece ayrıntılı bir şekilde yer verir. Her ne kadar biyografi kitapları kişinin özel yaşamıyla sınırlı olsa da halka mal olmuş bir kişiliği anlatmak sıradan bir yaşam öyküsü düzeyine indirgenemez. Arafat’ın yaşam öyküsü bir bakıma FKÖ’nün tarihi demek. Sadece son günlerde yaşanan trajik olayları anlamak için değil, bütünüyle Filistin sorununu kavrayabilmek içinde bu kitap önemli bir kaynak niteliğinde.
MUSTAFA YELKENLİ Quelle: YeniOzgurpolitika.com
|