Kürt Film Günleri´nin perde arkası PDF Yazdır
Pazartesi, 30 Mart 2009

Sample ImageAlmanya’da Kürdistan Öğrenciler Birliği (YXK) olarak, 2006 Mayıs’ında başlattığımız Kürt film günleri ön hazırlıklarında başarılı olabileceğimize hazırlık komitesinde yer alan arkadaşlar ile inanmıştık.

 Fakat bizim dışımızda başta Kürdistani kurumlar olmak üzere, Köln şehrinde bulunan kültür kurumları ve Köln belediye temsilcileri ‘bir kaç ‘kafadar’ öğrencinin’ başarısız olacağı konusunda hemfikirlerdi. Çalışmamızı destekleyen ve başarılı olacağımıza inandıklarını söyleyen sadece ROJ TV yetkilileri ile Y. Özgür Politika çalışanları vardı. Sonrasını uzun uzun anlatmayacağım. Kürdistan Öğrenciler Birliği (YXK) olarak Köln’de başlattığımız Kürt Film günlerinin başarısını Hamburg iki defa olmak üzere, Stutgart’ta ve en son Köln’de ikinci film günlerini düzenledik.

Almanya ve Avrupa’nın diğer bazı ülkelerinde yürüttüğümüz öğrenci çalışmalarında eğitsel, sosyal, siyasal ve kültürel çalışmaların yanı sıra Kürt sinemasının ve yönetmenlerin çalışmalarını seyirci ile buluşturmada önemli bir sorumluluk üstlendik. Bir platform yaratmaya çalıştık. Özetle Almanya’da Kürt sinemasına kendi seyircisini yaratmada destek sunduk, sunuyoruz.
‘Öğrencileri Kürt sineması ne ilgilendirir?’; ‘Bu sizin işiniz değil’ vb. yaklaşımlarla da az karşılaşmadık. Yanlış da değillerdi böyle sorgulayan dostlar, ama doğru da değillerdi. Çünkü henüz yolun başında olan Kürt sinemasına başka çıkarsız yardımcı olan fazla kişi veya kurum yoktu.
Dolayısıyla Kürt sineması ve yönetmenlerin ürünlerini seyirci ile buluşmasında yardımcı olmayı beklemek yerine, yetersizliği aşmak için birazda öğrenci amatörlüğü ile işin içine atıldık. Inglizce´da kullanılan ´learning by doing´ (yaparak öğrenmek) deyimi bizim çabamızı özetler gibidir. Mütevazi de olmak istiyoruz fakat başarılı olduğumuzu söyleyen, yazan ve referans olacak bir çok kişi ve kurum var. Kendimizde başarılı olduğumuza inanıyoruz. Başarılı olmamızın temelinde ise bu desteği sunarken çıkarsız yaklaşmamız oldu. Tek amacımız vardı, filmlerde işlenen konular ile Kürt sorununa bir kamuoyu yaratmaktı. Çünkü Avrupa kamuoyunda Kürtler potansiyel tehlike, şiddet eğilimli ve başarısız gösteriliyor. Yaptığı her çalışmayı ellerinde geldiği oranda kriminalize ediyorlar. Fakat biz çalışmalarımızla bu gibi yargıları karmak için çaba gösteriyoruz. Film günleri ile de biraz da bu yargıları kırmak istedik. Sinema konusunda çok uzman olduğumuzdan değil, imkan, beceri ve avantajlarımızı değerlendirerek, yönetmen-film-seyirci arasında köprü olmaya çalıştık. Çıkarsız yaklaştığımızı gören birçok Kürt yönetmeni de çabamızı destekledi, filmlerini almakta kolaylık sağladı. Yanımızda oldular, motive ettiler, yeni çalışmalar için motive oldular.
Kürt sinemasına ve yönetmenlerine imkanlarımız dahilinde destek sunmamız gerekiyordu. Çünkü hayatın her alanda olduğu gibi Kürtler ekranlarda da horlanıyor, figüran olarak kullanılıyordu. Türkiye’de Yılmaz Güney’in yapıtlarının yanı sıra sayılı bir kaç çalışmanın dışında hep cahil, kaba, puşili, şalvarlı ve konuşunca ‘na yapıseeen looo’ diyen kan ve ‘namus’ davalarına sevdalı ‘kıro’ tipli, bir profil ile Kürtler sinemada ve ekranda tanıtılmaya çalışıldı ve çalışılıyor. Avrupa’da binlerce Kuzey Kürdistan’lı ile tanıştım, konuştum ve ama hiçbir zaman Türk sinemasında ve dizilerindeki o ‘kıro kaba konuşan’ Kürtler ile tanışamadım. Tersine hepside çok kibar, temiz, dürüst, fedakar insanlar idi. Demem o ki, öyle birileri yok. Sadece sömürgeci mantık Kürtleri öyle görmek ve tanıtmak istiyor, yani kaba, cahil, aşiretçi, feodal vb. vb...
Oysa gerçekliğin pek de öyle olmadığını biliyoruz. Son yarım yüzyılda çok keskin olaylar, gelişmeler yaşandı. Kürt Özgürlük Mücadelesi muazzam toplumsal değerler ortaya çıkarıp, alt-üst oluşlar yarattı. Bu gelişmeler içerisinde görkemli direnişler ve kahramanlıklar sergilendi. Kürtlerin yaşadığı topraklarda büyük trajediler, savaşlar ve bunların getirdiği büyük acılar, göçler yaşandı. Sömürgeciler Kürtlere yaşattıkları bu acılar ile yüzleşmediler. Yakın zamanda da yüzleşeceğe de pek benzemiyorlar.
Bu yüzleşmenin gerçekleşebileceği en önemli alanlardan birisinin de sinema olduğuna inanıyoruz. Bu yüzden Kürt ve Kürdistan sinemasının gelişmesini önemsiyoruz; destekliyoruz. Bazen saatlerce, günlerce anlatabileceğimiz bir olayı, acıyı, trajediyi ekranda birkaç dakika ile aktarabilir, insanları doğrudan yana ikna edebiliriz. Mesala Beritan hakkında yıllarca anlatıldı, yazıldı fakat hiçbiri de şehit Halil Uysal’ın yönettiği film kadar etkili olmadı. Yine Amerikan mayınlarının Kürdistan’ı bir mayın tarlasına çevirdiğini dünyaya anlatmaya çalışmış olsak da, Bahman Gobadi’nin ‘Kaplumbağalar da Uçar’ filmindeki Amerika eleştirisi kadar etkili olmadı. Ya da Kürdistan dağlarına neden çıkıldığını anlatıldığında Avrupalılar pek kulak asmadı fakat ‘David der Tolhildan’ filmini seyredenler empati kurmaya çalıştı. Bu gibi örnekleri çoğaltmak mümkün.
Örneğin, Türkiye’de son yıllarda baskın gelen ve hızla toplumsal hafızaya hakim olan ‘Kurtlar Vadisi’, ‘Muro’ vb. dizilerdeki maço karakterlerle şovenizm, milliyetçilik ve homofobi geliştiriliyor. Ekranı kullanarak mafyacılığı, militarizmi, çeteciliği, ırkçılığı toplumda ve en temelinde ise gençlikte doğal bir olguya dönüştürüyor. Yine toplumsal olaylara vurgu yapan filmleri gölgeleyen ‘Gora’, ‘Arog’, ‘Vizontele’, ‘Organize İşler’, ‘Recep İvedik’ vb. film akımları ile insanları ağlanacak haline güldürüp, oyalayıp duruyorlar. Adı geçen filmler milyonlarca izlenirken, ‘Yazı Tura’, ‘Güneşe Yolculuk’, ‘Büyük Adam Küçük Aşk’, ‘Bahoz’ gibi toplumsal sorunlara vurgu yapan filmler engelleri aşıp bir kaç yüz bin seyirci ile buluşunca başarılı sayılıyor. Kürtlerde de, sinema diğer ulus ve toplumlarda olduğu gibi kendini sürekli üreten bir durumda değil. Yılmaz Güney’den sonra son yıllarda ortaya çıkan güzel yapıtlar var. Uluslararası ödüllere layık görülen birçok film gösterime girdi. Çok değerli Kürt yönetmenler yetişti ve yetişiyor. Ve yönetmenler yaptıkları ve yapacakları ile Kürt sinemasını dünya sinemasına taşıyacaklar. Uluslararası filmler ile kıyaslandığı zaman belki ‘Beritan’, ‘Bahoz’, ‘Fotoğraf’, ‘David der Tolhildan’ vb. Kürt temalı filmler çok başarılı değiller, fakat bu filmler başarılı bir Kürdistan sinemasına çığır açtılar. Cesaretlendirdiler… Gelecek yıllarda Agit, Zilan, Mazlum Doğan, Dörtler, Kemal Pir ve Hakileri beyazperdeye yansıtacak cesur yönetmenler çıkacağına inanıyoruz.
Biz de Frankfurt, Hamburg, Stutgart, Dortmund Kürt film günlerinde bazen birebir kendimiz, bazen ortaklaşarak gerçekleştirdiğimiz film günleri ile birçok yargıyı kırdığımızı, birçok trajediyi, acıyı, direnişi, kahramanlığı filmlerine konu edinen Kürt sinema yönetmenlerine yardımcı olduğumuzu düşünüyoruz. Sinema alanında cesaretli davranan Kürt yönetmenlerinin yanında olduğumuzu ve yanlarında olacağımızı gösterdik. Yine film günleri ile Kürt sinema seyircisinin gelişmesinde az biraz da olsa katkı sunduğumuzu düşünüyoruz.
Egemenlerin ve sömürenlerin film adına sunduklarına, alternatif sinemanın ve bizim olan filmleri yansıtmada yardımcı olduğumuz için çok keyif aldık, alıyoruz. Özellikle bazılarına göre propaganda, bize göre ise bir realiteyi anlatan filmlerin, sinemalarda Kürt film günleri adı altında gösterilmesine tahammül edemeyen, çağdışı kuruluşlara karşı verdiğimiz mücadele, bizim için çok anlamlı ve başarılıydı. Bunu yaparken herhangi bir kar veya maddi gelir elde etme gibi bir kaygımız olmadı ve olmayacak.
Biz 5-8 Mart tarihleri arasında Köln’de yaptığımız film günlerinin daha da anlamlı olması için gelirlerini sembolik bir katkı olsun diye de Amed’de bulunan Sarmaşık Derneği’ne bağışlayacağız.
En son Almanya Köln şehrinde yaptığımız dört günlük 2. Kürt Film Günleri’ne katılan bine aşkın seyirciye ve filmlerinin seyirciye ulaşması için bize yardımcı olan sinema yönetmenlerine tekrardan teşekkür ediyoruz.
Ve imkanlarımız el verdiği müddetçe Kürt sineması ile seyirci arasındaki yeni köprüler kuruluncaya kadar Kürdistan Öğrenciler Birliği (YXK) olarak köprü olma sorumluluğumuzu sürdüreceğiz.
Bugüne kadar bu çabamızda eksiklerimiz olmuş ise Kürt halkının ve dostlarımızın hoşgörüsüne sığınıyoruz.

CUDİ ARİF (Köln 2. Kürt Film Günleri Tertip Komitesi Üyesi)

 
< Önceki   Sonraki >
© 2010 YXK - Verband der Studierenden aus Kurdistan