MERAL ÇİÇEK: Şiir tadında bir öykünün adıdır HÜSEYİN ÇELEBİ... PDF Yazdır
Salı, 23 Haziran 2009
Sample ImageKalın duvarların ardındaki insanlar,
bu halkın en güzel çocuklarıdır.
Onlar, düşlerinin peşinden giderek,
yeni ve özgür bir yaşamın
yaratılmasında en önde yer aldılar.
İşkencenin değişik biçimleri ile,
karanlık hücrelerle hayalleri ellerinden alınmak istenirken,
onlar özgürlük ütopyalarına
sımsıkı sarıldılar hep.
O kalın duvarlarla halktan koparılmak, unutturulmak istendiler.
Oysa her birinin anlatacak hikayesi vardı. Her birinin yazacak şiiri, öyküsü vardı.
Her birinin o duvarları aşmaya
ihtiyacı vardı...”

‘İki kelebeğin şımarık oyununu seyrediyorum
rüzgarın hafif esintisini
tenimde, saçlarımın arasında
hissediyorum
ve de yakınımda dinmeyen silah seslerini dinliyorum
Elimde silah, bir nöbet vakti
Bir film şeridi gibi geçiyor bütün bunlar
Gözlerimin önünden
Toprağın güzel kokusu tütüyor
Yoldaşımın yanı başımdaki uykusunu
Rahat nefesini duyuyorum
Ve geleceği bekliyorum
Ölüm yüklü demir kuşların seslerini işitiyorum başımın
üzerinde
Ve hemen yanımdaki ağacın bir dalına konmuş
Bir kırlangıcı görüyorum
Bir tepe ötemde kan kusuyor ağır silahlar
nedir bu gördüklerim
işittiklerim nedir
Ne olacak
Doğadır
Yani yaşamdır, yani savaştır…”

Sırtını belki bir ağacın dibine, belki de kocaman bir kayalığa dayamış bir genç. Sene 1992, yer Haftanin dağları. ‘Güney Savaşı’nın ilk günüdür. Bir elinde gerillanın vazgeçilmezi küçük bir defter, diğerinde kalem. Silahı yanı başında. Yaşamın merkezi diye sunulan kentlerden çok uzakta, aslolanın bir kelebeğin oyununda, rüzgarın esintisinde, toprağın kokusunda, insanın nefesinde gizli olduğunu algılar. Yanı başında uyuyan yoldaşına bakıp, gülümsüyor. Sonra ufka dalıyor, ufkun sınırsızlığında aşıyor aklın sınırlarını. Ve elinde tuttuğu defterin ince, kareli sayfalarına akıtıyor coşan duygularını. O duyguların her rengi bir dize oluyor, dizelerse türkü tadında bir yaşamın şiirsel ifadesi... Henüz 25’indeyken, çocukken odasının duvarına asmış olduğu Molla Mustafa Barzani’nin peşmergelerinin kurşunu ile geç kavuştuğu topraklarına emanet edilecek olan Hüseyin Çelebi’nin anısını nasıl yaşatmalı sorusunun yanıtı pek zor olmasa gerek. Çünkü Hüseyin Çelebi, şiir tadında bir öykünün adıdır.

Hamburg’ta başlar özgürlük yürüyüşü

22 Eylül 1967’de Almanya’nın Hamburg kentinde dünyaya gelir. Baba tarafı aslen Dersimli olup, katliamdan sonra İç Anadolu’ya sürgün edilir. Anne tarafı ise Karadenizli. O’nun içinse aslında çok önemli değildi nereli olduğu: ‘Benim Kürt, Türk, Arap ya da Çinli olmam hiç önemli değil, önemli olan baskı görmem.’ Bütün dünyada solun yükseldiği bir dönemde dünyaya gelen Hüseyin Çelebi ilk siyasi eylemine 7 yaşındayken babasının elini tutarak katılır. 1974 yılında dönemin Türk Başbakanı Bülent Ecevit tarafından Saddam’ın Baas Rejimi’ne teslim edildikten sonra idam edilen 169 Kürt için yapılan bu eylemle başlar, Hüseyin’in özgürlük yürüyüşü. 1980 yılından itibaren siyaset yaşamında giderek daha büyük bir yer kaplar. İlk gençlik yıllarında önce Alman Sosyalist İşçi Gençliği (SDAJ) ve Sosyal Demokrat Parti’nin gençlik örgütü olan Jusos’lara ilgi duyar. Daha sonra sol-devrimci Türkiyeli örgütlere yönelir. Sürekli okuyarak kendini geliştiren ve oldukça gelişkin bir kavrama ve yorumlama yeteneğine sahip olan Hüseyin, ardından Hamburg’ta bulunan Kürt Derneği’nin ‘Dış İlişkiler’ çalışmalarında yer alır. Alçak gönüllü ama kendine güvenen duruşu ile kolayca ilişki kurar. 1980’li yılların ortasına doğru artık kendisini tamamen Kürt özgürlük mücadelesine vermeye başlayan Hüseyin, halkının yaşadığı durumu dünya siyasetinden asla ayrı ele almaz; teorik ve pratik olarak hep köprüler kurmaya çalışır. 1986 yılından itibaren profesyonel olarak Kürt özgürlük mücadelesinde yer alırken, dünyadaki gelişmeleri de büyük bir ilgiyle takip eder ve bu yönüyle tam bir enternasyonalist duruşun sahibi olur. 18 yaşındayken siyasi çalışmalarından dolayı ilk defa tutuklanıp, para cezasına çarptırılır. Ardından 1986 yılında Düsseldorf Üniversitesi’nde Sosyoloji öğrenimini görmeye başlar, aynı zamanda burada dış ilişki çalışmasında yer alır, ‘Kürdistan Report’ isimli Almanca yayını çıkarmada önemli rol alır. Almanya’nın Kürtlere karşı kriminalizasyon politikası sonucu 25 Şubat 1988’de tutuklanır ve Almanya tarihinin en büyük siyasi davası olan ‘Düsseldorf Davası’nda yargılanır. Dava sürecinde politik birikimi, güçlü izleyiciliği, yerinde ve zamanında konuşma ve çıkışlarıyla yargılama iddiasında olanlara hem hukuk dersi, hem insanlık dersi verir. 2 yıl boyunca ağır tecrit koşullar altında tutulduğu Wuppertal Cezaevi’nden dava arkadaşlarına yerinde tespit ve perspektifleri ile yol gösterir. Dava sonuçsuz kalınca, 1990 yılında serbest bırakılır. Cezaevinden çıktıktan sonra ‘Kürt Halkının Dostları’ derneğinin kuruluşunda aktif olarak yer alır ve geniş bir Alman kitlesini toplamayı başarır. Fakat onun için artık ta 1938’de başlayan sürgün yaşamına son verip, kendi topraklarına dönme zamanı gelmişti. 1991 yılında önce Bekaa’ya gider, ardından gerilla saflarına katılır. Kısa bir süre sonra başlayan ‘Güney Savaşı’nda, 11 Ekim 1992’de Haftanin’de yaşanan bir çatışmada yaşamını yitirir.
25 yıllık ömrüne derya gibi dolu bir yaşamı sığdırmasını bilerek, ‘Önemli olan çok değil, anlamlı yaşayabilmek’ sözüne en güzel yanıtı veren Hüseyin’in ölüm haberi, Avrupa’da Kürt Özgürlük Hareketi’nde yer alan veya ilişki içinde olan herkes gibi, burada okuyan Kürt öğrencileri de sarsar. Zira cezaevine girmeden önce kendisi de üniversite okuyan Hüseyin Çelebi, tahliye olduktan sonra Almanya’daki Kürt öğrencilerin örgütlenme ihtiyacını vurgulayarak, Kürdistan Öğrenciler Birliği’nin (YXK) 1991 yılındaki kuruluşunda rol oynar. Bu nedenle öğrenciler, Hüseyin Çelebi’nin ölümünden bir ay sonra gerçekleştirdikleri 2’inci kongrelerinde Hüseyin’i örnek bir kişilik olduğu için ‘onursal başkan’ ünvanına layık görürler. Ancak eşine ender rastlanılan bir söz-öz bütünselliğiyle adı gibi güzel bir insan olan Hüseyin’in anısı yaşatılmalıydı. O’nun yaşamını yitirmesine bir eylem ile yanıt olunmalıydı. Birden sessizlik kapladı kongre salonunu, hazır bulunan öğrenciler başlarını eğip düşünmeye başladı. Hüseyin Çelebi nasıl bir insandı? Hangi özelliklere sahipti? Neleri severdi? Soru işaretlerine yanıtlar aranıyordu. Sonra içlerinden biri elini kaldırdı; Hüseyin’in lise yıllarının sonlarına doğru edebiyata ilgi duymaya ve kısa hikayeler yazmaya başladığını, şiir yazmayı sevdiğini anımsatıp, anısına şiir ve öykü etkinliğini düzenlemeyi önerdi. Ve gelenekselleşerek, bu yıl 17’incisi düzenlenen Hüseyin Çelebi Edebiyat Etkinliği doğdu...

Edebiyat etkinliği başlıyor

İlki, 1993 yılında gerçekleştirildi. Adı o zaman ‘Hüseyin Çelebi Şiir ve Öykü Etkinliği’ idi. Bir avuç eserle başladı. Tam rakamını bilemiyoruz; zira ne yazık ki ilk dört etkinlikle ilgili elimizde hiçbir bilgi-belge yok. Ne dereceye giren eserlerin sahiplerini biliyoruz ne ilk etkinliklerde seçici kurulda yer almış şair ve yazarları ne de eserlerin kendisi arşivde yer alıyor. O dönemki teknik olanaklar dikkate alındığında, bilgisayara geçirilmemiş olan bu eserlerin eski bir öğrencinin bodrumunda ‘unutulmuş’ olması muhtemeldir. Öyle olmasını, o eserlerin yok olmadığını umut ediyoruz. Ancak 2003 yılında, en azından dereceye giren eserleri bir araya getirme yönündeki çabalar sonucu sadece 1997 yılından itibaren etkinliğe gönderilen eserler toplanabildi. Belki 1990’lı yılların ilk yarısında YXK’de yer almış ‘eski öğrenciler’ bu yazıyı okuyup hatırlarlar, eserlerin nerede olduğunu. Belki bu şekilde o hazineyi yeniden keşfedip, toplumla buluşturabiliriz. Fakat o yıllarda etkinliğe gönderilen eserlerin bir arşiv şeklinde sonraki kuşağa teslim edilmiş olmamasını, eski YXK’lilere buradan bir sitem olarak iletmiş olalım.
Hüseyin Çelebi Edebiyat Etkinliği, iki dilli bir etkinlik olarak yola çıkar. Katılım dili Kürtçe ile Türkçe iken, katılım dalları da şiir ve öyküdür. Katılım dilleri ile ilgili etkinliği düzenleyen öğrencilere sık sık eleştiriler yöneltilmiştir, ‘Neden Türkçe diline yer veriyorsunuz, ne gerek var?’ şeklinde sorular sorulmuştur. Bu sorunun yanıtı için, etkinliğin amaçlarına bakmak gerekir.
Hüseyin Çelebi Edebiyat Etkinliği, herşeyden önce YXK tarafından onursal başkanlarını anmak amacıyla gerçekleştirilen bir etkinliktir. Yaşamını yitiren ve topluma örnek olarak nitelendirilen insanlar, yaşamları, mücadeleleri ve özellikleri çerçevesinde anılabilir. Dolayısıyla Hüseyin Çelebi’yi anmak, bir yanda onun kişiliğini bir şekilde yansıtmak, bir yanda da uğruna mücadele ettiği idealleri yaşamsallaştırmakla mümkün olabilir.

Etkinliğin temel amaçları

Hüseyin Çelebi, imha ve inkar edilen 40 milyonluk bir halkın acılarını yüreğinde hissederek, halkının özgürlük mücadelesinde yerini almıştır. Bir halkın yeniden var edilmesi serüveninde buldu kendini, ideallerini. Kimliksizleştirilen bir halkın yeniden var edilmesinin bir parçası ise onu kimliği ile buluşturmaktan, onu kültürü ile donatmaktan geçer. Kimliğin, kültürün olmazsa olmazı ise dildir. Ve dikkat edilirse, Hüseyin Çelebi Edebiyat Etkinliği, Kürtçe üzerindeki baskıların yeni bir boyuta ulaştığı, Kürt dilinin varlığının bile inkar edildiği, bırakın kendi dilinde konuşup yazmayı, Kürtlerin anadillerinde düşünmelerinin, düş görmelerinin bile engellenmek istendiği bir dönemde başladı. Dolayısıyla tamamıyla öğrenciler tarafından hazırlanan bu etkinlik, adı yasak, dili yasak bir halkın çocuklarına ‘Duygularınızı, düşüncelerinizi anadilinizle, Kürtçe kağıtlara akıtın’ çağrısıydı. Kuzey Kürdistan’da Kürtçe okuma-yazma kılavuzlarının henüz raflarda yer almadığı bir dönemde yeni yeni ivme kazanan Kürtçe yayıncılığa ve edebiyatın gelişimine kendi payına düşeni yerine getirme çabasıydı. Kimliğine sahip çıkmaktı herşeyden önce.
Öte yandan görmezden gelinmemesi gereken bir C.evi gerçeği vardı, hala var. Hüseyin Çelebi bu gerçeği incelikleri ile yaşamıştı. Türkiye veya Kürdistan’da C.evinde kalmamıştı, çıplak işkenceye maruz kalmamıştı. Ancak O, beyaz işkencenin uzmanı Almanya’da tamamen tecrit edilmişti. Beyaz işkence iradenin teslimiyetini hedefler. Dolayısıyla bu işkence türüne direnmek, ancak iradeyi koruyarak mümkündür. Hüseyin Çelebi bu direnişi başarıyla yürüterek, tecriti boşa çıkarmıştı. Tutuklunun toplumdan koparılıp ‘unutturulmasını’ sağlamayı amaçlayan tecride karşı, toplumla ilişkilerini hep güçlü tuttu. Ve bunu gerçekleştirirken temel araçları, kalem ile kağıttı. Yazdığı mektuplarla yalnızlaştırma politikasına yanıt verdi, toplumdan koparılmaya izin vermedi.
Genelde şehir merkezlerinin dışına kurulan kalın duvarların ardındaki insanlar, bu halkın en güzel çocuklarıdır. Onlar, düşlerinin peşinden giderek, yeni ve özgür bir yaşamın yaratılmasında en önde yer aldılar. İşkencenin değişik biçimleri ile, karanlık hücrelerle hayalleri ellerinden alınmak istenirken, onlar özgürlük ütopyalarına sımsıkı sarıldılar hep. O kalın duvarlarla halktan koparılmak, unutturulmak istendiler. Oysa her birinin anlatacak hikayesi vardı. Her birinin yazacak şiiri, öyküsü vardı. Her birinin o duvarları aşmaya ihtiyacı vardı. Duvarların dışında kalanların ise bu sesi duymaya ihtiyacı vardı.

Ve cezaevindekiler...

Bu anlamda Hüseyin Çelebi Edebiyat Etkinliği, aynı zamanda ‘unutturulmak istenenler’le duvarların dışında kalanlar arasında bir köprü olarak doğdu. Onların sesini duyurdu. Zira etkinliğin düzenlendiği bütün bu süre boyunca C.evindekiler hep önemli bir katılım sağlamışlar; hem nicel, hem de nitel anlamda. Zira en çok dereceye giren eserler, C.evinden gönderilen eserler olmuştur.
Etkinliğin gelişim seyrine baktığımızda, hem nicel hem de nitel bakımdan sürekli bir büyümenin sözkonusu olduğunu görürüz. İlk dört etkinlikle elimizde rakamlar olmazsa da, bir avuç dolu eserle yola çıkıldığını tahmin edebiliyoruz. Bu sayı her sene artmıştır ve 1997 yılına gelindiğinde şiir ve öykü dalında toplam 125 eser etkinliğin tertip komitesine ulaştırılır. İlk yıllarda şiir ve öykü olmak üzere iki dalda dil ayrımı yapılmadan derecelendirmeye gidilir. Şiir dalında dereceye giren her üç eser farklı dillerde yazılmış. Almanya’dan katılan Rêzan Demir’in birinciliğe layık görülen ‘Bo Dayika Nîştiman” başlıklı şiir Kürtçe’nin Kurmancî lehçesinde yazılmış iken, 1997’de ikinciliği alan ‘Bine Aware Vejiyena Tîj” (Recai Astare - Almanya) Dimilkî lehçesinde, üçüncülüğü alan ‘Amed’a Mazlum’a” (Hidayet Kudat - Sivas C.evi) Türkçe yazılmış. 5. Hüseyin Çelebi Edebiyat Etkinliğin öykü dalındaki sonuçları ise şöyle: 1. ‘Şevek Tarî ya Hebû ya Tune bû” (Cemil Denli - Türkiye), 2. ‘Berfîn” (Nevzat Güngör - Bartın C.evi), 3. ‘Ne oldu Mehmed’e” (Nihat Kanat - Aydın C.evi).
1998 yılında gerçekleştirilen 6. etkinliğe gelindiğinde eserlerin sayısı 241’e çıkar. (173 şiir, 68 öykü) Yine özellikle şiir dalında Kürtçe katılımda bir artış gözlemlemek mümkündür; 173 şiirden 49’u Kürtçe idi. Şiir dalında dereceye giren eserler şöyle: 1. ‘Dibistan’ (Ali Şah Yetişen - Sağmacılar C.evi), 2. ‘Düş Devriyesi’ (Ali Rıza Melek - Konya C.evi), 3. ‘Tirs û Hêvî’ (Welat - Konya C.evi). Öykü dalında ise; 1. ‘Xeliya Sor’ (Harbi Soylu - Bartın C.evi), 2. ‘Öldüren Dialog’ (Nevzat Güngör - Bartın C.evi), 3. ‘Li Çiyayê Meletonê Nêhêrî û ...’ (Mehmed Mihamed - Bartın C.evi), 4. ‘Topraktan Gelen Hayat’ (Hasan Bildirici - İsviçre).
7. etkinlikte ilk defa öykü dalında Kürtçe ile Türkçe dilleri arasında bir ayrışmaya gidildi. Toplam eser sayısı 209 iken, Kürtçe eserlerin toplam sayısı da 38’e düşer. Şiir dalında ödüle layık görülen eserler şöyle: 1. ‘Hüseyin’e Ağıt’ (Avni Uçar - Çankırı C.evi), 2. ‘Adı yok ayrılığın’ (Eylem Çevik - Sağmacılar C.evi), 3. ‘Söyle Alazara’ (Fırat Karahan - Çankırı C.evi). Kürtçe öykü dalında dereceye giren eserler de; 1. ‘Gula Jînê’ (Behçet Deniz), 2. ‘Bedran û Besê’ (Ömer Yıldırım), 3. ‘Hêvî Çû’ (Gülay Ersoy). 1999 yılında Kürtçe öykü dalında eserleri ile dereceye giren her üç yazar da Sağmacılar Cezaevi’nden katılım sağlamıştı. Türkçe öykü dalındaki sonuçlar ise şöyle: 1. ‘Özerk’ (Deniz Gönüllü - Siverek), 2. ‘Bir düğün kuralım Şilan kızıllığında’ (Şemsettin Batsımar - Konya C.evi), 3. ‘Gözlük’ (Abdullah Ahmet - Ankara).
2000 yılında şiir dalında da Kürtçe ile Türkçe dilleri arasında ayrışmaya gidildi. Etkinliğe gönderilen eser sayısında ciddi bir artışın yaşandığı 2000’de 299’u şiir, 154’ü de öykü olmak üzere toplam 453 eser ile katılım sağlandı. Kürtçe şiir dalında dereceye giren eserler şöyle: 1. ‘Di Tunebûna te de’ (Fevzi Şenol - Giresun C.evi), 2. ‘Li ser pişta hespê Rewan’ (Fatma Savcı - Sağmacılar C.evi), 3. ‘Tu xwe ji xwe diafirînî, ez jî xwe ji te’ (M. Azad Güngörmüş - Giresun C.evi). Türkçe şiir dalındaki sonuçlar ise; 1. ‘Kar Operası’ (Güven Demir - Sağmacılar C.evi), 2. ‘Aşk bir tanrıdır’ (Tevfik Kalkan - Çankırı C.evi), 3. ‘Tacir ve Seyyah ateşleri’ (Gülay Ersoy - Sağmacılar C.evi). Kürtçe öykü dalında ödüle layık görülen eserler: 1. ‘Kejê’ (Sadık Önder - Sağmacılar C.evi), 2. ‘Teyrê Sîmir’ (Osman Akdağ - Sağmacılar C.evi), 3. ‘Gula Azad’ (Welat Esen - Konya C.evi). Türkçe öykü dalındaki sonuçlar da: 1. ‘Otuz Metrekare’ (Dilek Öz - Gebze C.evi), 2. ‘Yüzleşme’ (Şemsettin Batsımar - Sağmacılar C.evi), 3. ‘Xezal ile Ceylan’ (Abdullah Ahmed - Ankara).
2001 yılında gerçekleştirilen 9. etkinliğe ulaştırılan eserlerin sayısında yine bir düşüş yaşanır ( 38 Kürtçe şiir, 145 Türkçe şiir, 4’ Kürtçe öyk, 79’ Türkçe öykü). Sonuçlar ise şöyle; Kürtçe şiir dalında: 1. ‘Gula min’ (Ayşe Sürücü - Urfa), 2. ‘Ez Keça Kurd im’ (İ. Halil Gören - Almanya), 3. ‘Strana bêdengiye’ (Ramazan Çeper - Batman). Türkçe şiir dalında: 1. ‘Sensiz de olur diyemem’ (İsmet Aslan - Antep C.evi), 2. ‘Adı Sevda’ (Fehmi Çetiner - Almanya), 3. ‘Rüzgara Yüklü Umut’ (Ferhat Budak - Antep C.evi), ‘Şubat’ (Murat Önder - Giresun C.evi). 2001 yılında Kürtçe öykü dalında sadece Sivas C.evi’nden katılan Saniye Çelik’in ‘Gora Jindar’ başlıklı öyküsüne mansiyon ödülü verilirken, Türkçe öykü dalındaki sonuçlar şöyle: 1. ‘Şafak Gözlere Kan Düşmesin’ (Hasan Bildirici - İsviçre), 2. ‘Özlem Cinayettir’ (Nergiz Uzun - Gebze C.evi), 3. ‘...’ (Elif Ünlütepe - Nazilli C.evi).
10. etkinlikte Kürtçe öykü dalında bir artış yaşanırken, toplam eser sayısı 224’e (27 Kürtçe şiir, 116 Türkçe şiir, 13 Kürtçe öykü, 68 Türkçe öykü). Sonuçlar ise; Kürtçe şiir dalında: 1. ‘Dema li ba te’ (Dilşad Nûdem - İsveç), 2. ‘Dimeşim’ (Ayşe Sürücü - Viranşehir), 3. ‘Jana Dîlan û Umud’ (Dr. İrfan Orhan - Yozgat C.evi). Türkçe şiir dalında: 1. ‘Lal’ (Bese Aslan - Malatya), 2. ‘Şafak Sökmez Kıyamda’ (Şerafettin Madak - Almanya), 3. ‘Gizem Masalı’ (Faysal Akcan - Yozgat C.evi). Kürtçe öykü dalında: 1. ‘Çala Xwînê’ (Saniye Çelik - Sivas C.evi), 2. ‘Tevna Çarenûsê’ (Diyalahan Jiala Özçelik - Sivas C.evi), 3. ‘Helkana Rihanê’ (Mehmed Müjdeci - Almanya). Türkçe öykü dalında: 1. ‘Mavi Boncuklar’ (Rojbin Perişan - Midyat C.evi), 2. ‘Kuş’ (Hüseyin Karakaş - Bartın C.evi), 3. ‘Seva’ (Fatma Bektaş - Sivas C.evi).
2003 yılına gelindiğinde gerçekleştirilen 11. etkinliğe gönderilen toplam eser sayısı 200’e düşer. Sonuçlar ise Kürtçe şiir dalında şöyle: 1. ‘Egîdî’ (Mehmet Aylak - Sinop C.evi), 2. ‘Mem’ (Feyzi Senol - Diyarbakır), 3. ‘Çîrokan digotin’ (Abdullah Demir - Konya C.evi). Türkçe şiir dalında; 1. ‘Vesila’ (Fatma Sönmez - Sivas C.evi), 2. ‘Bu zaman’ (Naif Bal - Kocaeli C.evi), 3. ‘Sewra’ (Engin Aydınalp - Konya C.evi). Kürtçe öykü dalında; 1. ‘Bextewarî û mirin’ (Özgür Çoban - Tatvan), 2. ‘Dema sozê’ (Azime Işık - Gebze C.evi), 3. ‘Sar e’ (Kazım Ekinci - İstanbul), ‘Hemo’ (Welat Esen - Konya C.evi). Türkçe öykü dalında; 1. ‘Sütü kana kattılar’ (Turan Demir - Konya C.evi), 2. ‘Oyun’ (Faik Özgür Erol- Aydın C.evi), 3. Heybetli akışından utan be aksu’ (Engin Aydınalp - Konya C.evi).
2004 yılında ise etkinliğe gönderilen eser sayısı 359’a yükselir. Kürtçe şiir dalında dereceye girenler şöyle: 1. ‘Delala cimrengînê re Qesidey’ (Zülküf Kışanak - Diyarbakır), 2. ‘Hawar’ (Ayşe Sürücü - Urfa), 3. ‘Dengê Dil’ (Enver Amed - Muş C.evi), 4. ‘Were Namen’ (Hidayet Kudat - Sivas C.evi). Türkçe şiir dalında: 1. ‘Lanetli Düğüm’ (Murat Sincar - Adıyaman C.evi), ‘Eski Zamanlarda’ (Sara Aktaş), 2. ‘Bakımlı Kürt Beyi’ (Ruken Alpsevli), ‘İşte dağ işte senin yüzün’ (Hakan Dursun - Buca C.evi), 3. ‘Tılsımını yitirir yıldızlar’ (Meral Akyol), ‘Yara’ (Nihat Bilen - Şırnak). Kürtçe öykü dalında; 1. ‘Evînekî Belqitî’ (Cebrail Vural - Muş C.evi), 2. ‘Pîvaz pîvaze çi sor çi spî’ (Amed Behlul), 3. ‘Jinên Xesandî’ (Sipan Can - İstanbul), ‘Agir Netefe’ (Dr. Nihat Ekmez - Yozgat C.evi). Türkçe öykü dalında ise; 1. ‘Hep Yaşama Yürümek’ (Zeynep Avcı - Gebze C.evi), 2. ‘Gözümden Kan Damlıyor’ (Sakine Topaloğlu - Sivas C.evi), 3. ‘Buluşma’ (Remzi Almaz - Buca C.evi).
2005 yılındaki 13’üncü etkinlikte 400’ü aşkın eser değerlendirmeye alınırken, dereceye girenler; Kürtçe şiir dalında: 1. ‘Heyv şikiya, dilê min reviya’ (Mizgîn Aydın - Sivas C.evi), 2. ‘Kolan û kolan’ (Şengül Oğur - Kars), 3. ‘...’ (Aydın Dere - İsviçre). Türkçe şiir dalında; 1. ‘Kızlar yazsa’ ve ‘Sus Uğur uyuyor’ (Gülüzar Akın - Elbistan C.evi), 2. ‘Kırılmadım denizlere martılara’ ve ‘Çizgiler kaç kere kaç görüntü’ (Enver Özkartal - Diyarbakır C.evi), 3. ‘Kutsanmamış insanlar biz’ ve ‘Filistinli çocuklar’ (Filiz Yadırgacı - Almanya). Kürtçe öykü dalında; 1. ‘Koç’ (Nezir Gümüş), ‘Êdî navê min Bêrîvan e’ (Mahmut Baran - Muş C.evi), 2. ‘Nîvco’ (Osman Kapan - Mardin C.evi), 3. ‘Rêka Dibistanê’ (Brahim Ronizer - Batman). Türkçe öykü dalında; 1. ‘Nokta’ (Levent Kahrıman - İzmir), 2. ‘Üç uçurumun hikayesi’ (Seyit Oktay - Muş C.evi), 3. ‘Güven’ (Zeynep Avcı - Gebze C.evi).
14. etkinliğe toplam 480 eser katıldı. Ödül alan isim ve eserleri ise; Kürtçe şiir dalında: 1. ‘Îro jî’ (M. Salih Atlı - Adıyaman C.evi), 2. ‘Gunehkarin em di niviswaren peresgehen de’ (Aydın Dere - İsviçre), 3. ‘Aînên Kovanî’ (Welat Dilken - Adıyaman). Türkçe şiir dalında; 1. ‘Yüzümün sesi ve doğrulanmak’ (Bülent Şamcı - Sincan C.evi), 2. ‘Tuğra’ (Sami Özbil - Kocaeli C.evi), 3. ‘Bir dağ görüyorum’ (Musa Şanak - Sincan C.evi). Kürtçe öykü dalında: 1. ‘Ereboka bi şînok’ (Menaf Osman - Adıyaman C.evi), 2. ‘Pîç’ (Harbi Soyku - İstanbul), ‘Çilpa’ (Dirokzan Uzkan - Mardim), 3. ‘Wê şevê agir geştir bû’ (Ahmet İmret - Elbistan C.evi). Türkçe öykü dalında; 1. ‘Furkan ve Tevhika’ (Nizam Karaağar - Muş C.evi), 2. ‘Azaldıkça’ (Diyadin Turhan - Kürkçüler C.evi), 3. ‘Emanet’ (Mehmet Nuri Çelebi - Sincan C.evi). 14. etkinlikle birlikte Dimilkî de ayrı bir dal olarak eklenmiş olsa da, şimdiye kadar bu daldaki katılım zayıf olup, derecelendirilememiştir. Ancak öğrenciler buna rağmen Dimilkî’deki ısrarı sürdürmede kararlı.
2007 yılında yapılan 15. etkinliğe toplam 648 eser gönderildi. Kurmancî şiir dalında birinciliğe, ‘Şîrhelalî” isimli eseriyle Bolu E tipi C.evi’nden Abdullah Oral, ikinciliğe ‘Levên Tî Mayî” adlı şiiriyle Kızıltepe’den Şêrko, üçüncülüğe ‘Mîrê Xeyalan” isimli şiiriyle İsveç’ten Kadir Çelik layık görüldü. Diğer dallardaki sonuçlar ise şöyle: Türkçe şiir dalında; 1. ‘Kayıp Şiir’ (Ayşegül Laçin - Diyarbakır), 2. ‘Yaz ve tay’ (Yalçın Hafçı - Kırşehir C.evi), 3. ‘Dörtbin yıllık yalnızlık’ (Enver Özkartal - Diyarbakır C.evi). Kürtçe öykü dalında; 1. ‘Çîroka Rikûnî’ (Engin Opengin- Hakkari), 2. ‘Berxwedana Belavkarekî biçûk û Azadî’ (Dawud Rebiwar - İstanbul), 3. ‘Bêdengî’ (Netice Altun - Diyarbakır), ‘Xwedî’ (Nihat Ekmez - Elbistan C.evi). Türkçe öykü dalında; 1. ‘Kış Kapısı’ (İlhan Bakır - İzmir), 2. ‘Pariluys Avagni/Selam Güvercin’ (Ruşen Özkan - Sivas C.evi), ‘Kambur’ (Eylem Ata Güleç - Diyarbakır), 3. ‘Hayat, Çocuk ve Mahpus’ (Kamil Görkem - Adıyaman C.evi).
2008 yılında gerçekleştirilen 16. etkinliğe ise toplam 505 eser gönderildi. Kürtçe şiir dalında dereceye giren eserler şöyle: 1. ‘Hêvî’ (Welat Esen - Kırıkkale C.evi), 2. ‘Aşop’ (Yılmaz Demir - Adıyaman C.evi), 3. ‘Bakur’ (Mihemed Eli - İsviçre), ‘Kevalber’ (Serkan Avagon - Hewler). Türkçe şiir dalında; 1. ‘Zaman’ (Aykan Erden - İstanbul), 2. ‘Uğurböceği Ağıtı’ (Ercan Yılmaz - Batman), 3. ‘Çığlık/Bebek Şilan’ (Murat Sayan - İzmir). Kürtçe öykü dalında; 1. ‘Tazî’ (Şevger Çiya - İstanbul), 2. ‘Evîna bê sînor’ (Eyüp Turgay - Ankara), 3. ‘Şahîn, Bazê Çiyan’ (Kawa Shêxî - Almanya). Türkçe öykü dalında da; 1. ‘Güvercin’ (Murat Türk - Bolu C.evi), 2. ‘Evvel küfür içinde’ (Hasan Polat - Bingöl), ‘Hücre’ (Nusret Yıldız - Erzurum C.evi), 3. ‘Annem beni Türkçe sevsin’ (Aydın Öztürk - Şırnak), ‘Düşdeki Vadi’ (İsa Kaya - Edirne C.evi).
Bir avuç eserle başlayıp, Kürt camiasındaki en önemli edebiyat etkinliği haline gelen Hüseyin Çelebi Edebiyat Etkinliği’nin gelenekselleşerek, günümüze kadar gelmesinde seçici kurulda yer almış şair ve yazarların da katkısı önemlidir. Ancak bu etkinlik, aynı zamanda seçici kurulda yer alanlara da katkı sağlıyor. Örneğin 2007 yılında Türkçe öykü dalında seçici kurulda yer almış olan yazar Aslı Erdoğan, bu etkinlikte jürilik yapmayı şans olarak değerlendirdiğini, gelen eserlerle Kürt gerçeğini daha iyi anladığını ifade etmişti. Yine bu etkinliğin Kürtçe edebiyata önemli bir katkı sağladığı tartışılmaz bir gerçektir. Sadece Kürtçe yazmaya cesaretlendirmekle kalmıyor, aynı zamanda Kürt edebiyatına yeni yazarlar kazandırıyor. Örneğin etkinlikten sonra eserlerini kitaplaştırma imkanını bulan Fatma Savcı, Cemil Denli ve Rojbin Perişan gibi isimler, vaktinde etkinliğe katılıp, eserleri ile dereceye giren genç edebiyatçılardır.

Bu yıl Hüseyin Çelebi Edebiyat Etkinliği’nin 17’incisi düzenleniyor. Tamamen Kürt üniversiteliler tarafından organize edilen ve artık bir gelenek haline gelen etkinliğin sonuçları her yıl Almanya’nın değişik bir kentinde gerçekleştirilen ödül töreninde açıklanıyor. Şair ve yazarların güncel edebi konulara ilişkin katılımcılarla sohbetlerle ve okumalarda buluştuğu, müzik sanatçıların da şarkıları ile farklı bir tat kattığı ödül töreni biçim ve içerik bakımından da Avrupa’daki etkinlikler açısından özgün yerini korumaktadır. Bu gelenek, bir türkü olup devam edecektir. Bir ırmak olarak akmaya devam edecektir. Ve kuşkusuz bir gün yatağı ile buluşacaktır...

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA
 
< Önceki   Sonraki >
© 2010 YXK - Verband der Studierenden aus Kurdistan