GÜNAY ASLAN: Hüseyin Çelebi Edebiyat Etkinliği PDF Yazdır
Salı, 23 Haziran 2009
Sample Image“Kürt yazarları ve şairleri, özellikle de genç yetenekleri Hüseyin Çelebi Ödülleri’nde olduğu gibi bu tür edebiyat etkinlikleri aracılığıyla Kürt edebiyat dünyasıyla ilişki kuruyor, onlar üzerinden varolmaya çalışıyor, bu amaçla katılım gösteriyorlar. Bunların eserleri sadece jüride değerlendirmek ve içlerinden bazılarına ödül vermek yetmiyor...”
Bu yıl ‘Hüseyin Çelebi Şiir ve Öykü Etkinliği’nin 17’incisi düzenleniyor. Çelebi’nin kurucusu ve ‘onursal başkanı‘ olduğu Kürdistan Öğrenciler Birliği‘nce (YXK) düzenlenen etkinlikte Kurmancî, Dimilkî ve Türkçe şiir ve öykü ödülleri veriliyor.
Katılımcılar etkinliğe iki şiir ve bir öyküyle katılabiliyor. Etkinliğin jürisinde okurlarımızın yakından tanıdığı şair ve yazarlar yeralıyor…
Kürt toplumunun bu uzun süreli ve uzun soluklu edebiyat etkinliği üzerine birşeyler yazmadan önce etkinliğin adandığı Hüseyin Çelebi’den söz etmek gerekiyor.

Hüseyin Çelebi Kürt halkının haklı kavgasında yetiştirmiş olduğu önemli değerlerden biri; bir devrim şövalyesiydi. Çeyrek asır yaşadı. 25 yaşında, hayatın baharında bu dünyadan ayrıldı. Ancak ardından da asırlarca anılacak ve hep saygıyla karşılanacak bir miras bıraktı… Hüseyin’i 1990 yılı yazında tanıdım. Bonn‘da tanıştık. Almanya’ya birkaç haftalığına gelmiş, geri dönecektim. Yeni Halk Gerçeği adındaki gazetemiz kapatıldığından Avrupa’ya yeni bir gazete projesi için gelmiştim.

Hüseyin‘le o süreçte karşılaştık. Gıyaben tanışıyorduk. O beni yazılarımdan, ben onu devrimci çalışmalarından biliyordum.Türkiye’de ve Kürdistan’daki politik gelişmeleri tartıştık. Belli aralıklarla birkaç kez biraraya geldik. Geleceğe dönük çalışmalar üzerine uzun konuşmalar yaptık. Çıkaracağımız gazeteden çok şey bekliyor, bunun için öneriler yapıyor, birlikte çalışma zemini üretmeye çalışıyordu. O bir devrimci, ben bir gazeteciydim. Yolu devrimden geçen herkes gibi bizim de yolumuz bir süreçte kesişmişti.

Hüseyin Dersimli‘ydi. 23 yaşında cıva gibi bir gençti. Yeni kurtulduğu hapisliğin izleri üzerindeydi. Hukuki olarak engelli, polisin takibindeydi. Fakat bunları önemsemezdi. Kararlı ve çoşkulu bir devrimciydi. Direngendi. Kelimenin tam anlamıyla da entelektüeldi. Bilgili, birikimli ve yaratıcı özelliklere sahipti. Kürt özgürlük mücadelesine katılmadan önce Alman solu içinde yeralmış, orada etkin çalışmalar yapmış bir enternasyonalistti. Halkların eşitlik ve özgürlük temelinde kardeşliğinden yanaydı ve milliyetçiliğe mesafeliydi.

Hüseyin‘le aradan iki yıl kadar geçtikten sonra bu kez Haftanin gerilla kampında karşılaştık. 1992 yılı Eylül ayının ikinci haftasıydı. PKK ile Güneyli Kürt güçleri arasında gerilim yaşanmaktaydı. Bir grup gazeteci bölgede olup biteni takip ediyorduk. Morali ve çoşkusu her zamanki gibi yüksekti Hüseyin’in ancak, zayıflamıştı. Zira yakın zamanda hastalanmıştı. Orada da olup bitenleri tartıştık. O da kamp komutanı (Murat Karayılan) gibi düşünüyor, yakında peşmergeyle savaşa gireceklerini söylüyordu.

Bir süre de geçmişteki sohbetlerimizden, yarım kalmış projelerden söz ettik. Kamptan ayrılmadan önce de birlikte resim çektirdik. Ayrılırken bize yol ayrımına kadar eşlik de etti. Kampa geri dönerken bir süre arkasından baktığımı hatırlıyorum. Hüseyin her şeyiyle mükemmel bir insan, örnek bir devrimciydi. Ve maalesef ‘kardeş savaşı‘ da başlamak üzereydi. Bu yüzden endişe etmiş, ardından bu nedenle bakmış olabilirdim ancak, Hüseyin‘e son kez baktığımı bilmiyordum.

Bunun son karşılaşmamız olacağını, 1992 Güney Savaşı’nın çok şiddetli günlerinin birinde; bir akşam üstü Zaho kasabasında Hüseyin’in ölüm haberini alacağımı bilmiyor, böyle bir şeyi aklımdan geçirmiyordum.

Ne var ki ve ne acı ki hayat böyle! Hayat ölümü heybesinde bir armağanmış gibi taşıyor ve hiç olmadık bir anda çıkarıp uzatıyor. İnsana çaresizlik içinde kıvranmaktan, için için kanamaktan başka yapacak birşey bırakmıyor…

***

‘Hüseyin Çelebi Şiir ve Öykü Etkinliği’ne gelecek olursam; her toplum bağrından çıkmış değerlerinin adına bu tür etkinlikler düzenliyor. Her ülkede kültür-sanat ve edebiyattan siyasete, bilimden çevreye uzanan geniş bir alanda birçok kişinin adına böylesi etkinlikler düzenlenir, ödüller verilir. Toplumlar bu etkinler aracılığıyla bu değerlerini yaşatmaya, geleceğe taşımaya çalışırlar. Bu aynı zamanda bir vefa borcu, her yıl tekrarlanan bir ‘teşekkür‘ törenidir de. Elbette artık hayatta olmayan birinin böylesi bir ‘teşekküre‘ ihtiyacı yoktur. Aksine buna asıl ihtiyacı olan toplumun kendisidir. Zira, bu insanlar halkı birarada tutan, bütün toplumsal kesimleri kucaklayan ve birbirine bağlayan yüksek moral değerlerdir.

Bu anlamda etkinlik kadar, bu etkinliğin uzun süreli, kalıcı ve kurumlaşmış olması da önemlidir. Ayrıca bu tür etkinlikler yalnızca kişiyi anmakla ve moral değerleri korumakla sınırlı kalmıyor; bunun yanında topluma yeni değerler; araştırmacılar, yazarlar, şairler vd. kazandırıyor.
Edebiyat etkinlikleri ise bunların yanında aynı zamanda toplumda edebiyat duygusunun gelişmesine, edebiyatın zenginleşmesine, toplumsal gelişmenin ilerlemesine de hizmet ediyor.

Kürt toplumu gibi yazılı edebiyatı gelişmemiş, henüz emekleme aşamasında olan bir toplum için bu tür etkinliklerin önemi yadsınamaz elbette. Fakat ne var ki bu tür etkinlikler kimi zaman siyasetin dar kalıpları içinde kalabiliyor ve amacına uygun bir yapıya kavuşamıyor. Bütün toplumsal kesimlere ulaşamıyor. Geniş katılım sağlanamıyor. Bir perspektif darlığı yaşandığı için de toplumsal dinamikler çoğu zaman bu etkinliklere hak ettikleri ilgiyi göstermiyor, gerekli desteği vermiyor…

Oysa dediğim gibi adına etkinlik düzenlenen şahıslar toplumu birarada tutan moral değerlerdir. Bu yüzden onların etkinlikleri ve verdikleri ödüller de birer değerdir. Bugün özgürlük mücadelesi sürecinde katledilmiş olan yazarlarımız, gazetecilerimiz, doktorlarımız ve değişik meslek gruplarından adına etkinlik düzenlenecek onlarca insanımız var. Var ancak onların adına verilen bir ödülden söz edemiyoruz. Bugün ülkede her yıl düzenlenen Musa Anter Gazetecilik Ödülü, yurt dışındaki Hüseyin Çelebi Edebiyat Etkinliği dışında dişe dokunur bir etkinlik mekanizmamız yok. Doğrusu bu kabul edilemez bir eksikliktir.

Musa Anter gibi Hüseyin Çelebi ödüllerinin de yaşıyor olması elbette önemli bir kazanım ve değerdir ancak sadece ödül düzenlemek ve ödül vermek yetmemektedir.

Kaldı ki bu herhangi bir kurumun tek başına yapacağı bir şey de değildir. Toplumsal iş bölümü ve organizasyon gereklidir. Herşeyden önce bu yönde bir bilinç, bilinçlenme gereklidir. Bunu takip edecek olansa alt yapıdır. Toplum içinde buna uygun düzenlemelerdir. Sizin ödül verdiğiniz yazarı tanıtan medyaya, kitabını basacak matbaaya, dağıtacak yayın evine, onu okurla buluşturacak kitabevine, gelişimine katkıda bulunacak mesleki kurumuna vs. ihtiyaç vardır. Ödülün önemli bir değer olduğunu anımsamak ve bu değeri korumanın sadece alanın görevi olmadığını da unutmamak gerekir. Kürt yazarları ve şairleri, özellikle de genç yetenekleri Hüseyin Çelebi Ödülleri’nde olduğu gibi bu tür edebiyat etkinlikleri aracılığıyla Kürt edebiyat dünyasıyla ilişki kuruyor, onlar üzerinden varolmaya çalışıyor, bu amaçla katılım gösteriyorlar.
Bunların eserleri sadece jüride değerlendirmek ve içlerinden bazılarına ödül vermek yetmiyor. Başarı kazanmamış ancak, gelecek vaadeden ürünlerin yayınlanması, yapıcı eleştirilerle yazarların kazanılması ve sürece aktif katılımlarının sağlanması ve bu ve benzeri işleri takip edecek profesyonel bir kurumun hayata geçirilmesi gerekiyor.

İzleyebildiğim kadarıyla ‘Hüseyin Çelebi Şiir ve Öykü Etkinliği’ne çok sayıda eser gönderiliyor. Katılımın yüksek olduğu bir etkinlik izlenimi veriyor. Her yıl 500- 600 civarında eserden söz ediyoruz. Bunların çoğu da cezaevlerinden geliyor. Kamuoyu ise sadece ödül alanları biliyor. O da sınırlı imkanlarla. Oysa hepsinin de bir biçimde halka ulaşması gerekiyor. Kürt edebiyatına yakın gelecekte cezaevinden önemli katkılar yapılacağa benziyor.
Cezaevlerinden dikkat çekici öyküler, şiirler ve romanlar geliyor. Ayrıca dağıyla, ovasıyla ve diasporasıyla Kürtler harıl harıl yazıyor. Bu çaba önümüzdeki beş on yılda ciddi atılıma dönüşecektir. Bunların önünü bugünden açmak, kültür- sanat (edebiyat) dünyasını bugünden buna uygun olarak düzenlemek gerekmez mi?

Kürt yazar ve şairleri; amatör ruhlu genç yetenekleri umutla katıldıkları bu etkinliklerden eli boş gönderilmemelidir. Onları yetenekleri ölçüsünde sürecin içine çekmeli, orada bir biçimde yer edinmelerine öncülük edilmelidir. Etkinliğin böylesi bir misyonu üstlenmesi gerekiyor. Her etkinliğin mutlaka düzenli aktüel edilen bir internet sayfası, bu ürünleri tanıtan, edebiyat eleştirmenleri ve yazarlardan oluşan kadrosuyla süreli yayını olmalıdır. ‘Hüseyin Çelebi Şiir ve Öykü Etkinliği‘ geride kalan 16 yılda önemli başarılara imza attı. Birçok değer yarattı. Kurmancî ve Dimilkî’nin yayılıp zenginleşmesini sağladı. Ancak daha fazlasını yapabilir ve ‘gerçekçi olup imkansızı isteyen‘ Hüseyin’in anısını daha etkin yaşatabilir...

www.gunayaslan.com

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA
 
< Önceki   Sonraki >
© 2010 YXK - Verband der Studierenden aus Kurdistan